Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz, uzun yıllardır Türkiye’nin eline geçmemiş olan bir fırsat yaratmaktadır: Yıllardır Ege’deki dengeler ne Türkiye’nin ne de Yunanistan’ın askeri üstünlüğünü sağlayabilecek şekilde oluşturulmuştu. Ancak Türkiye gibi büyük bir devletin aleyhine işlemekte olan bu denge durumunda Türkiye’yi adeta kıyılarına hapsetme düşüncesine sahip Yunanistan’a haddinden fazla avantaj sağlamıştır. Peki neydi Türkiye’nin Ege’deki sorunları:
1-) Ege’deki Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma ihtirası
2-) Ege’deki “Gri Bölgeler”, sahibinin belli olmadığı ancak Yunanistan’ın hak iddia ettiği kayalıklar; Kardak gibi
3-) Münhasır Ekonomik Bölgeler (EEZ); Gerek Ege’de gerekse Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgeler gerek potansiyel petrol-doğalgaz yataklarının paylaşımı, gerek deniz yollarının güvenliğinin sağlanması açısından oldukça önemlidir. Türkiye’nin bir an önce KKTC’yi de dahil ederek Türkiye-Mısır, Türkiye-Libya, Türkiye-Suriye EEZ sınırlarını belirlemesi gerekmektedir.
4-) Ege FIR Hattı; hava sahası problemi;
Yunanistan’ın arkasındaki güçlü diplomatik destekten dolayı yıllardan Türkiye lehine değişmeyen, ve ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çabasıyla korunan bu ulusal menfaat konularının Türkiye lehine çözümlenmesini sağlayacak en önemli unsur hiç şüphesiz Ege’deki askeri dengedir. 1999 depremleri ve ardından gelen 2001 Ekonomik krizi ile sekteye uğrayan TSK modernizasyon projeleri son 5 yılda, gecikmelere rağmen, yeniden ele alınmaktadır. Benzer şekilde Yunanistan’ın ekonomik krizi hiç şüphesiz Yunan savunmasını derinden etkileyecektir ve etkilemeye başlamıştır da. Yunanistan geçen 1 yıl içerisinde Deniz Karakol Uçağı Projesini, Zırhlı Muharebe Aracı Projesini, İleri Jet Eğitim Uçağı Projesini iptal etmiştir; önümüzdeki 5 yılda ise ancak 1-2 büyük askeri projeyi gerçekleştirebilecek bütçeye sahip olacak gibi görünmektedir. Yunanistan’ın içinde bulunacağı bu zaaf en iyi şekilde değerlendirilmeli ve Ege’deki üstünlük en kısa sürede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mutlak üstünlüğü olacak şekilde Yunanistan’a kabul ettirilmeli akabinde iki ülke arasındaki yukarıda bahsi geçen sorunlara yönelik diplomatik kazanımlar elde edilmelidir. Bunun için TSK’nın
1-) Ege’de deniz üstünlüğü
2-) Ege’de hava üstünlüğü
3-) Trakya’da çaydırıcı kara gücü
karşı tarafın siyasal kararlarını etkileyebilecek şekilde hızla düzeltilmelidir. Bunun için:
1-) Mevcut devam eden askeri projelerin hızlandırılması
2-) Projelendirilen askeri programlarda seçimlerin yapılıp, kontratların imzalanması
3-) Kısa dönemde Yunanistan’a üstünlük sağlayabilecek silah sistemlerinin alınımın sağlanması
4-) Savunma sanayimizin teknik kabiliyetlerinin arttırılması
olarak sıralanabilir. Bu başlıkları açarsak:
1-) Mevcut devam eden askeri projelerin hızlandırılması:
Ege’de hava üstünlüğünün sağlanması açısından yürütülen PO-III ve PO-IV projelerinin hızlandırılması, B-737 MESA HEİK uçağının teslimatının hızlandırılması, EW platformlarının edinilmesi, Taktik-Stratejik İHA sistemlerinin daha hızla edinilmesi, C4-ISR sistemlerinin daha hızlı gerçekleştirilmesi, Firkateyn modernizasyon projelerinin bir an önce bitirilmesi, Ay sınıfı denizaltılarının moernizasyonunun gerçekleştirilmesi, amfibik kabiliyet artışı, akıllı mühimmat/saldırı-drone tedariki vs.
2-) Projelendirilen askeri programlarda seçimlerin yapılıp, kontratların imzalanması: Gerek genel maksat gerekse ağır-kargo helikopter projelerinin seçilip kontrata bağlanması; Orta ve Uzun menzilli hava savunma sistemlerinin tedarik anlşamasının yapılması, LPD gemi projesinin kontrata bağlanması, F-35 savaş uçağı için kesin sipariş verilmesi vs..
3-) Kısa dönemde Yunanistan’a üstünlük sağlayabilecek silah sistemlerinin alınımın sağlanması: Bu kapsamda Yunanistan deniz kuvvetlerine uzaktan saldırı kabiliyeti sağlayacak hava ve kara konuşlu füzelerin alınımının yapılması, düşman hava savunmasının bastırılması/yok edilmesi için mühimmatların sağlanması, düşman stratejik hedeflerine uzaktan saldırı yapabilecek seyir/balistik füzelerin edinilmesinin sağlanması.
4-)Savunma sanayimizin teknik kabiliyetlerinin arttırılması: SSM’nin 2016 yılı için hedeflenen stratejik programa sadık kalınması.
Not: Amerikan Jeolojik Sörvey Merkezi (USGS)’nin Mart-2010 tarihindeki raporunda araştırmada Doğu Akdeniz’de Kıbrıs-Türkiye-Suriye-İsrail EEZ’da kalan bölgede 1.7 milyar varil petrol ve 122 trilyon metre küp doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor.
İlgili dökümanı buradan okyabilirsiniz:
http://pubs.usgs.gov/fs/2010/3014/pdf/FS10-3014.pdf